Sosyal paylaşım sitelerinden birinde bir arkadaşımın paylaşmış olduğu bir fotoğraf dikkatimi çekti. Buna istinaden hem bu fotoğrafla alakalı hemde izlemiş olduğum bir belgeselle ilgili bişeyler yazmak istedim kendimce.
İnsan dediğimiz varlık diğer canlılardan farklı olarak kendi içinde; düşünme, kıyaslama, mantık yürütme gibi özellikleri barındırır.
Hayvanlar ise sadece iç güdüleriyle davranırlar ve sadece ihtiyaçları için avlanırlar: depolamayı, birikim yapmayı düşünmezler.
İzlemiş olduğum belgeselde; yeni doğmuş ayakta kalabilmek için olağanca gücüyle çabalayan ve sonunda titrek bacaklarının üzerinde denge sağlayabilen bir Öküz başlı antilop var, sürü göç etmekte ve hayatta kalabilme şansı çok az. Annesinden bir an olsun ayrılmamalı. Aksi olduğu halde ya bir yırtıcının öğle yemeyi olucaktır ya da açlıktan ölücektir.
Belgeseli çekenler, yavrunun hayatta kalma mücadelesini şaşkınlıkla izlerken adını da Survivor koydular. Survivor hayatta kalma mücadelesi verirken beni en çok şaşırtan ve gerçekten hayvanların sadece anlık ihtiyaçlarını karşılamak için avlandıklarının ispatı olan bir olay yaşandı.
Çok büyük bir Öküz başlı antilop sürüsü ve zorlu bir göç yaşanırken Survivor annesini kaybeder ve onu bulmak için nereye gideceğini bilmeden koşar ve sürünün dışında kalır. Sadece birkaç saat önce doğan bu yavru bütün tehlikelere açıktır. Tabi ki doğanın kanunu, yırtıcılarda sürünün etrafında karınlarını doyurucak olan avını beklerler. Survivoru farkeden sırtlanlar hemen harekete geçerler. Titrek bacaklarıyla daha yürümeyi bile beceremeyen yavru hayatta kalabilmek için var olan bütün gücüyle koşar ve sürüden iyice uzaklaşır. Ölüm artık kaçınılmazdır. Yavrunun peşindeki sırtlanlara bir de dişi aslan katılır.
Artık hiç şansı kalmadı derken bir mucize oldu ve peşindeki aslanın onu yemek için değil sırtlanlardan kurtarmak için orada olduğunu anladım. Dişi aslan sırtlanları uzaklaştırdı Survivoru kendi yavrusu gibi yaladı sakinleştirdi ve sırtlanların gerçekten uzaklaştıklarından emin olduktan sonra kendisi de yavrunun yanından uzaklaştı...
Görmüş olduğum fotoğraf ise bir köpek (boxer) yavrusu. Kafese kapatılmış. 'İçinde biraz olsun insani değerler taşıyan herkesin kalbinin taaa derinliklerine ulaşan hüzünlü bir bakış var gözlerinde'. Fotoğrafın yanında bir yazı: onu alan insanlar tarafından bakılamadığı için sokağa terkedilen bu minik yavruya yeni bir koruyucu melek aranıyor denmiş...KORUYUCU MELEK!
Mantık yürütme,kıyaslama,düşünme gibi özellikleri sadece ve sadece kendi bencilliği için kullanan hiç bir canlının yaşam hakkına saygı duymayan gözü parayla, malla mülkle, anlık zevklerle ve sorumsuzluklarla kör olmuş insanlar maalesef sadece iç güdüleriyle davranan bir yırtıcı kadar olamıyorlar...
Bahsettiğin insani niteliklere bir ilave yapayım. Vicdan.. veya annelik. Annelik mesela tamamen insani bir dürtü değil. Vicdan da değil, hayvanları konuşmadıkları ve alet kullanmadıkları için aşağı görüyoruz sadece.
YanıtlaSilDişi maymunlar; yemek bulmak için sürüden ayrılacakları zaman yavrularını diğer dişilere bırakırlar mesela. Ve o dişi, emanete hıyanet etmez, onu emzirir bile...
Şimdi buradan yola çıkınca da hayvanların vicdani duygularının gayet gelişkin olduğu kanısına varabiliriz. Yırtıcılık hayvani olabilir, önlemez açlığı gidermek için mecburi yırtıcılık. Peki ya insanın yırtıcılıkları?
aynen katılıyorum.Söylemek istediğim tam olarak buydu. Yırtıcılar sadece karın doyurmak için o anlık bir dürtüyle hareket ediyorlar ama biz insanların hiç mi hiç acıması yok...fırsatını buldukmu hiç affetmeyiz.
YanıtlaSilHatta şimdi aklıma geldi bire bir şahit olduğum bir olay başkası anlatsa yok canım abartıyorsun diyebilirdim. çiftlikte 20-25 tavuğun ve bir horozun özgürce dolaşıp buldukları börtü böcekleri yedikleri bir anda elimdeki çekirdekleri yere saçtım tabi ordaki hareketliliği farkeden tavuklar ve horoz çekirdeklerin bulunduğu yere geldiler ve yemeye başladılar... tavukların bir kısmı dolaşmaya devam ederken horoz çok garip bir sesle uzaktaki tavukları bulundukları yere gelmeleri için dikkatlerini çekti. Çekirdekleri yere saçma olayını3-4 defa tekrarladım ve her defasında tavuklar yediler dikkatimi çeken şey horoz bir tane çekirdek tanesi bile yemedi ve nerdeyse her tavuğun eşit yiyebilmesi için denetledi:))))nerede daha çok çekirdek gördüyse tavuklarını oraya çağırdı...en sonunda tavuklar çekirdekleri bitirince yine dolşmaya başladılar bizim horoz tam yerden bir çekirdek almıştıkı tavuklardan biri yanına gelip horoza bakınca bizimki ağızındaki çekirdeği yere bıraktı ve tavuğun yemesine izin verdi. şaka gibi inanılmaz bir olay.. hayvan deyip geçmemek lazım hisleri bizlerden çok daha kuvvetli.